iki ölüm birden yaşar mı insan,
iki ölüm birden yaşar insan, insan olan bazen yaşar, bazen ölür
ölür insan.
son.
6 Mart 2012 Salı
5 Mart 2012 Pazartesi
acı eşiği üzerine
kafamın ortasına balyozla vuracak birini arıyorum,
kafamın içine balyozla vurur musun?
gürz de kabulüm.
ama tek seferde bitir işimi.
acıt, çok acıt hem de, önemli değil
ama n'olursun tek seferde bitir..
zira tükendi, üretemiyorum 1 kelime bile,
ve susamıyorum da,
ne desem laf u güzaf
Not: ulan ne acılar var, aslanlar gibi acılarını yaşayanlar var, çok ucuz hissettiriyor kendimi bana öyle insanlar, bir zamanlar ben de öyleydim..
Not2: Bu yazdıklarımı hissetmiyorum, afili cümleler sadece bunlar, beylik laflar hep, keşke adam gibi acı hissedebilsem. adam gibi mutlu olamadık, bari adam gibi üzülelim bir köşemizde. insanları ortak etmeden, "bakın benim de canım acıyor" "bana da piskevit" demeden...
üniversite 3teydim sanırım tanıştığımızda, belki son senemdi hatırlamıyorum. "kaliteli müzik, dinlerken insanda kaliteli duygular uyandıran müziktir" demişti.
öyle.
selam ederim hiç okuyamayacak olsa da.
hatırıma getiren Sade ve Derin'e teşekkürü borç bilirim.
öyle.
selam ederim hiç okuyamayacak olsa da.
hatırıma getiren Sade ve Derin'e teşekkürü borç bilirim.
küfür içerir.
senin neyine ulan sevmek, değer vermek..
o değil de ben hakikaten yorulmuşum, oyun oynayamayacak kadar, kimseye ve hiçbir harekete eyvallahım kalmamış, farkettim,
"yaşa ve öl" diyordu bir filmde. yaşıyor ve ölüyorum her siktiğimin saatinde.
daha da bu hayatıma biri giremez.
daha da gönül işlerine bulaşanı siksinler.
velhasılı kelam
bir bok olmaz bizden.
Not: bu yazı dün yazılmış olup, 1 gün demlendirildikten sonra hala aynı hissedildiği için yayınlanmıştır..
o değil de ben hakikaten yorulmuşum, oyun oynayamayacak kadar, kimseye ve hiçbir harekete eyvallahım kalmamış, farkettim,
"yaşa ve öl" diyordu bir filmde. yaşıyor ve ölüyorum her siktiğimin saatinde.
daha da bu hayatıma biri giremez.
daha da gönül işlerine bulaşanı siksinler.
velhasılı kelam
bir bok olmaz bizden.
Not: bu yazı dün yazılmış olup, 1 gün demlendirildikten sonra hala aynı hissedildiği için yayınlanmıştır..
4 Mart 2012 Pazar
29 Şubat 2012 Çarşamba
bir sancı var beynimin tanımsız noktalarında,
doğuma yaklaşan kadının sancısı var beynimde,
doğum yapmadım ama böyle bişey olsa gerek o sancı da
mutluluk konusunda konuşmak istemiyorum, çoğu kelime yalan dolan, ya da halüsülasyon, geçici durumlar..
ki zaten yaratıcıdan başka mükemmel ne var.
birey dünyasını yaşıyor günümüz, daha birey, daha birey
ve doğal olarak sancılar çekiyor, öğretilen tüm mutlulukların/ mutsuzlukların geçiciliğinin hüznünü yaşıyoruz.
birey olmak zordur, farkındalık boyutuna girmeyecem bile..
neye sahip olduğumuzu sorgular durumdayız
sahip olduğumuzu düşündüklerimiz aslında gerçekte bizim mi? bilmiyoruz. değil desek olmuyor, bizim desek kendimize inandıramıyoruz..
nereden başlarız, birbirimizi nasıl mutlu ederiz bilmiyoruz,
bilinebilecek bişey midir bu? onu da ben bilmiyorum. değil kanımca.
bu büyük bir handikap,
tüm yaşamımızı buna ayıracaz sanırım, birini mutlu edebilmenin yollarını aramaya
şunu baştan yanlış anlıyor gibiyiz, birini mutlu etmeden mutlu olamayız.
şöyle ki, sebepsiz yere mutlu olduğumuzda bile bunda ilahi bir güç arıyoruz, işte o zaman bence yaratıcı mutlu olma ihtiyacını bizim üzerimizden gideriyor.
yaratıcı ihtiyaç sahibi değildir olmamalıdır ama mutlu olmak başka bişey,
ya bizim de mutluluğa ihtiyacımız yok, biz var zannediyoruz, yanılsıyoruz, ya da yaratıcının da var.
onunki ihtiyaç değilse bizim duyumsadığımız ve adına mutluluk dediğimiz de ihtiyaç değil gibi gelıyor bana,
vel hasılı kelam mutluluk üzerine konuşmak istemiyorum.
28 Şubat 2012 Salı
gerisi iyilik sağlık
bir esnaf kahvesine oturdum, belma sebil ya geçti ya geçer..
nisan değilse mayıs, perşembe değilse pazar, ben belma sebili bulurum..
yine akşam oldu atilla ilhan, üstelik yalnızsın, sonbaharın yabancısı
belki pariste maria misakyan
avuçlarında bir çarmıh acısı
nisan değilse mayıs, perşembe değilse pazar, ben belma sebili bulurum..
yine akşam oldu atilla ilhan, üstelik yalnızsın, sonbaharın yabancısı
belki pariste maria misakyan
avuçlarında bir çarmıh acısı
26 Şubat 2012 Pazar
madde kullanmadan da uçabiliyorum, zira bu ara madde bulamıyorum. bulamayınca yeni yollar arıyorum. geçmişimle oturup konuşuyorum. rahatça uçabildiğim zamanlarımla,
uçmak güzeldir, madde bağımlılığı kötüdür.
temiz yollarla uçmak/ uçurmak için var abilerimiz..
biz abilerimizi çok severiz..
göğüs kafesindeki ateşin ışığım oldu bu gece Rachie.
uçmak güzeldir, madde bağımlılığı kötüdür.
temiz yollarla uçmak/ uçurmak için var abilerimiz..
biz abilerimizi çok severiz..
göğüs kafesindeki ateşin ışığım oldu bu gece Rachie.
25 Şubat 2012 Cumartesi
sürmenaj
10 saat masa başından kalkmamanın hediyesi.. uzun zamandır bu kadar yoğun çalıştığımı hatırlamıyorum.
darısı nice 10 saatlere.
çalışmak mutluluktur... ördekler, ödekler hocam, her yerde ördekler var..
Edward Sharpe and The Magnetic Zeros "KISSES OVER BABYLON" from Edward Sharpe on Vimeo.
darısı nice 10 saatlere.
çalışmak mutluluktur... ördekler, ödekler hocam, her yerde ördekler var..
Edward Sharpe and The Magnetic Zeros "KISSES OVER BABYLON" from Edward Sharpe on Vimeo.
23 Şubat 2012 Perşembe
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)