25 Nisan 2012 Çarşamba

kafam olmuş "Whale"
sürmenaja 1 kala, son ses.
yeaaahhhhhh beybi

22 Nisan 2012 Pazar

http://fizy.com/#s/1c1b40

hayatın anlamı herbirimize göre değişir
benimkini yukarıdaki şarkı söylüyor.
"Be a simple kind of man."
bütün hüzünlü şarkılar hatırlatır seni bana

20 Nisan 2012 Cuma

artık çok geç, zehirlendim/ zehirlendik
artık bitti, oyun bitti
yollar bitti
2yıl önce ağladığım şarkılar, kitaplar, kadınlar
2 yıl sonra ölümüm oldunuz
tükendim, tükendik
artık susmak vaktidir.



16 Nisan 2012 Pazartesi

7 Nisan 2012 Cumartesi

4 Nisan 2012 Çarşamba

Yörürük bazen, yola da yazarık ayak izlerimizlen acımızın ağırlıklarını... (şiveli yazınca acının etkisi belli olmaz, zira şiveli insan felsefi bunalımlar/ buhranlar geçirmez, cümleler de kurmaz)
birazdan yola çıkılır, dağlara karışılır...
yörüklerle son kez..
biriksin cepte hikayeler.

hadi bakalım

ben giderken arkamda bu çalsın...



2 Nisan 2012 Pazartesi

bir zamanlar "cero"

Bir zamanlar çok sevdiğim, sonra inatla  uzaklaştığım/ beni kendinden uzaklaştıran bir hatun vardı.. hiçbir sebep yoktu mutlu olmamamız için, ama hiç..
sonra mutsuz da olmadan ayrı dünyalara gittik, (kendime itiraf: çok mutsuz oldum lan ben)
insan insana şiddetin en saf halini uygular bazen.. şiddetin en saf hali, karşımızdakinin benliğinden ödün vermesini istememizdir. daha bir çok şey bu gruba girebilir ama en önemlisi, insanın sınırlarına tecavüz etmektir gibime geliyor..
anime hastasıdır bu kız, kendisi de bir animedir hatta...
ondan mı bana, benden mi ona bilmem ama bu klip birimizden birimize gelebilirdi, çok severdik bunu alan diğerimiz... her ne kadar acıtsa da..
acı güzeldir, severiz... şalgam da acılı güzel olur 1 buçuk adana da...
hayatımızda da bir tutam acı iyidir...
öptüm..
mukk.

29 Mart 2012 Perşembe

Oğuz Atay- korkuyu beklerken/ babama mektup

Fakat -bu söylediğim gerçekten gerçek babacığım- ben bütün bunları düşündüğüm halde yerimi bulamadım. Beni daha iyi yetiştirseydin, mesela ne bileyim yabancı ülkelere filan gönderseydin, bugünkünden daha esaslı olmasam da, kendimi ifade ve eşya ile münasebetimi tayin ve kainattaki yerimi tespit gibi hususlarda daha becerikli olurdum.


Bense küçük hırslar yüzünden bocalıyorum; senin deyiminle ‘iki cami arasında beynamaz’ ya da senden önce senin gibi rahmetli, olan Numan Beyin deyimiyle ‘güreş, güreş, Hacı Muhammed altta’ bir durumdayım. ‘Tedrici inhitat’ oluyorum senin anlayacağın.


Birlikte yaşadığımız günlerde, bütün beğenilerim sana karşı duyduğum tepkilerle oluştu. Sen klasik Türk müziğini ‘goygoyculuk’ olarak niteledin; batı müziğine tepkini de sadece, ‘kapat şunu’ biçiminde gösterdiğin için ben, her ikisini de sevmeyi görev saydım kendime. 


‘İstediğim gibi yaşamak’ diyebileceğimiz bir işim çıktığı için evden, kendi evimden ayrılmıştım.


Acaba senin de bilinç altın var mıydı babacığım? Bana öyle geliyor ki sizin zamanınızda böyle şeyler icad edilmemişti. Sanki Osmanlıların böyle huyları yoktu gibi geliyor bana. senin fesli ve redingotlu resimlerini gözümün önüne getiriyorum da, bu görüntüyle ‘varoluşçu bir bunalımı’ yanyana düşünemiyorum doğrusu.


İşte ben de yalnızsam, yalnızlığımı bilmek için çoğu zaman -sabit nazarlarla boşluğa baktığım zaman- bu kerpiç evi gittikçe daha ciddi bir biçimde düşünüyorum. Ben bu asık suratlı aydınlara hiç benzemiyorum babacığım; onlara karşıyım ve senin içtenliğinden yanayım. Bazı kitaplar yüzünden kafam biraz karışmışsa da bugün bile senin içtenliğini taşıdığımı ümit ediyorum. Gene de sonunda sana bütünüyle benzemekten korkuyorum babacığım: yani ben de sonunda senin gibi ölecek miyim?



28 Mart 2012 Çarşamba

bazen, aklıma gelirsin, zaman ayları değil yılları kovarken kapıdan
o zaman anlarım ki gerçekten yalnızım, şemsiye açılmaz yerdedir..
sonra geçer, koşuşturmacaya devam kaldığı yerden
şimdi kim bilir ne yapmaktasın, burada  kaçan hangimiz olduk bilmiyorum..
sen nerden kaçacağını biliyorsun hayattaki tek arkadaşım,
hoşçakal...

tekfen filarmoni orkestrası - kemança konçertosu bölüm 2 (largo)