az önce sigaradan müsebbib olduğunu düşündüğüm ilk balgamım doldu ağzıma öksürürken.
ben çok fazla sigara içiyorum son zamanlarda. ama sigarayı çok kısa sayılabilecek 2 yıldır içiyorum belki de 2 yıl bile olmadı. fakat içtiğim bu 2 yıl zarfında içtiğim sigara sayısından daha çok bırakmışlığım vardır sigarayı. 4 ay içmediğimi bilirim ki o dönemde her gün en az 10 defa sigarayı bıraktığımı söylüyordum insanlara. hatta yeni tanıdıklarıma henüz tanışmadıklarıma bile.
bir aşama daha kat ettim sigarada, level atladığımı hissettim.
sigaraya nasıl başladığımı düşünüyorum. otla başlamıştım(bob marleyinkilerden). çok öncelerden beri ot içebiliyor ama sigara içmiyor/ içemiyordum. sonra bir kızla tanıştım. sigara içen bir kız. güzel bir kızla. sanki ben de sigara içiyormuşum da paketim bitmiş gibi sigarasından otlandım ayak üstü 2 dal. muhabbet de çok güzel gitmişti. sonra o muhabbet yatak faslına kadar geldi hatırlayamadığım kadar bir süre geçtikten sonra.
sonra ben çok aşık oldum o kıza. hayır önce aşık oldum sonra sigara içtik sonra seviştik. doğru sıralama bu. ya da doğru olan hiç bir şey yoktu aramızda. yanlış da bulmuyordum. öylece bir ilişkiydi.
sonra ben hastalandım. ne olduğu belli olmayan sadece ejderhaların ya da bu dünyadan olmayan yaratıkların yakalandığı "zihinsel ölüm" adında bir hastalıktı bu.
devam edecek..(ölmezsem)
9 Eylül 2011 Cuma
7 Eylül 2011 Çarşamba
kitaplarda ölmek
Adı, soyadı
Açılır parantez
Doğduğu yıl, çizgi, öldüğü yıl, bitti
Kapanır, parantez.
O şimdi kitaplarda bir isim, bir soyadı
Bir parantez içinde doğum, ölüm yılları.
Ya sayfa altında, ya da az ilerde
Eserleri, ne zaman basıldıkları
Kısa, uzun bir liste.
Kitap adları
Can çekişen kuşlar gibi elinizde.
Parantezin içindeki çizgi
Ne varsa orda
Ümidi, korkusu, gözyaşı, sevinci
Ne varsa orda.
O şimdi kitaplarda
Bir çizgilik yerde hapis,
Hâlâ mı yaşıyor, korunamaz ki,
Öldürebilirsiniz.
behçet neçatigil
buradan aklıma gelen bir ağıt da dinleteyim tam olsun..
Oktay Rıfat'ın Orhan Veli için Ağıdı
Açılır parantez
Doğduğu yıl, çizgi, öldüğü yıl, bitti
Kapanır, parantez.
O şimdi kitaplarda bir isim, bir soyadı
Bir parantez içinde doğum, ölüm yılları.
Ya sayfa altında, ya da az ilerde
Eserleri, ne zaman basıldıkları
Kısa, uzun bir liste.
Kitap adları
Can çekişen kuşlar gibi elinizde.
Parantezin içindeki çizgi
Ne varsa orda
Ümidi, korkusu, gözyaşı, sevinci
Ne varsa orda.
O şimdi kitaplarda
Bir çizgilik yerde hapis,
Hâlâ mı yaşıyor, korunamaz ki,
Öldürebilirsiniz.
behçet neçatigil
buradan aklıma gelen bir ağıt da dinleteyim tam olsun..
Oktay Rıfat'ın Orhan Veli için Ağıdı
1 Eylül 2011 Perşembe
23 Ağustos 2011 Salı
beni bu denli yazma aşkıyla dolduran "ruhuma", selam ederim.. sen var ol olur mu? gitme, gidenler gitti kaldık biz bize. iyi de kaldık hani. gitme sen. gitmesen..
sana yazıyorum, seninle uyanıyorum.. uyanmasam yine seninleyim.
bir gözler değildi beni bu denli sersemleten,
1-2 saatlik gece konuşmamız değildi.
suskunlara oynamam ben,
suskunluklar bulur beni, iyi de bulur
çekerler zebanilerin yanına, kumar oynatırlar.
her defasında kumara canımı koyarım..
her defasında kumarda canımı kaybederim.
daha kaç beden, kaç ruhum kaldı bilmiyorum..
nuri bilir.
sana yazıyorum, seninle uyanıyorum.. uyanmasam yine seninleyim.
bir gözler değildi beni bu denli sersemleten,
1-2 saatlik gece konuşmamız değildi.
suskunlara oynamam ben,
suskunluklar bulur beni, iyi de bulur
çekerler zebanilerin yanına, kumar oynatırlar.
her defasında kumara canımı koyarım..
her defasında kumarda canımı kaybederim.
daha kaç beden, kaç ruhum kaldı bilmiyorum..
nuri bilir.
6 Ağustos 2011 Cumartesi
"gitmek bir kestirme ve kalkandı."
Ne kadar çok gidersen o kadar az kaybedersin yanılsaması mıydı ömrüm?
Ne kadar çok gidersen o kadar az kaybedersin yanılsaması mıydı ömrüm?
31 Temmuz 2011 Pazar
açık mektup
bu sabah yalnız uyandım, yanımda sen varken sensiz. ne kadar şiirsel/ romantik bir resim gibi görünüyor dışardan bakınca. 100lerce kez tekrarlanmış bır ayrılık resmi. sonra şarkı başlıyor.
şuan içerde uyuyorsun, yanındayım, sana sarılabilirim biliyorum. fakat o kadar uzağız ki. sarıldığım şey sen olamazsın artık. bu senin söylemin. doğru da.
ulan çok pis acıyor içim be!!
sokayım edebiyatına da, kelimelere de. var olma sebebim zırvalıklarına da..
zamanı geri alamayız değil bence geri alınabilir bişe zaman. tekrar yaşanılabilir güzel olan ne varsa. fakat söylediklerimiz... yazdıklarımızı geri alamayız. o yüzden yazıyorum. mühürlensin diye bu kopuş. evet bitsin. ansızın kafama sıkılsın.
bir gün geri dönme olmasın diye.. (ama dön!!)
sana hiç yalan söylemedim. kendime de..
yine yollar göründü.. tek tesellim yolculuk, yol..
şuan içerde uyuyorsun, yanındayım, sana sarılabilirim biliyorum. fakat o kadar uzağız ki. sarıldığım şey sen olamazsın artık. bu senin söylemin. doğru da.
ulan çok pis acıyor içim be!!
sokayım edebiyatına da, kelimelere de. var olma sebebim zırvalıklarına da..
zamanı geri alamayız değil bence geri alınabilir bişe zaman. tekrar yaşanılabilir güzel olan ne varsa. fakat söylediklerimiz... yazdıklarımızı geri alamayız. o yüzden yazıyorum. mühürlensin diye bu kopuş. evet bitsin. ansızın kafama sıkılsın.
bir gün geri dönme olmasın diye.. (ama dön!!)
sana hiç yalan söylemedim. kendime de..
yine yollar göründü.. tek tesellim yolculuk, yol..
21 Temmuz 2011 Perşembe
18 Temmuz 2011 Pazartesi
farklı bir şey benim istediğim.
"hadi transa girelim" parçam. bu gece kendime çalışasım var. sevdiğim/ seveceğim şeyler yığını yaptım masama. muz, bira, şarap, fındık, süt, kuru incir, sek kahve, 4-5 kitap(soren kierkegaarddan tut, jung, birhan keskin, cemal süreya ve hatta malinowskiye kadar)
bu şarkıyı da loopa aldım.
ve kalemime mürekkep doldurup farklı bir şeyler yazmayı deniyorum. bakalım neler çıkacak.
radiohead - lotus flower from doseindie on Vimeo.
bu şarkıyı da loopa aldım.
ve kalemime mürekkep doldurup farklı bir şeyler yazmayı deniyorum. bakalım neler çıkacak.
radiohead - lotus flower from doseindie on Vimeo.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
