huzur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
huzur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ağustos 2012 Çarşamba

yolu bu yakaya düşenin hakkıdır mutluluk ve bu müzikler

çok sevdiğim ve çok huzurlu olduğumda dınledıgım bir şahıstır kendisi, bu geceye hepsini vermek istedim. bu gece dinleyebildiysen dinleyebiliyorsan bunları haketmişin demektir.

mutluluğum sizin olsun...





















14 Ağustos 2012 Salı

bu gece insanların hayatlarına müdahale edilmesine izin vermeleri hakkında konuşmıycam,
üzgün olma halinin bir gaflet anında açılan ya da kendiliğinden kulağınıza giren bi müzikle bir anda üstünüze düşen bir fil olduğundan da bahsetmicem bu gece

acı çekmenin zevk vermesi, duygusal kriz hallerinin ve neyapacağını bilememenin verdiği müthiş düşsel yaratım gücünden de bahsetmek istemiyorum

sakin hayatlara 'özenmekle yetinen' insanların hayatlarını bu uğurda nasıl bok ettiği bu gecenin konuları arasına girmeyecek

yazmanın insanoğlunun en büyük keşfi olduğunu söyleyesim var (hadi canım sende!)

şükretmek gerek. şükür bu gecenin konusu olabilir. inanmanın en saf belki kendiliğinden bir tezahürü olan şükürden bahsetmek istiyorum bu gece.

yakın zamanda arayıp ulaşamadığım, ulaşmama izin vermeyen insana, bu duyguyu ve iradeyi veren yaratıcıya şükretmek istiyorum.

teslim oldum.

gece Moz gecesi

9 Temmuz 2012 Pazartesi

hobari

Ankara'da işler yolunda, bu saatte işlerim hallolmuş olmaz genelde, işlerimi bu saatte bitirmenin şaşkınlığıyla Babelde (ayriş pub) buldum kendimi, gün ortası (sonrası) bira ve müthiş müziklerle keyfli bir dinleniş...

özlem boşuna değilmiş..

elvisli günlere tekrar merhaba



23 Haziran 2012 Cumartesi

ne diyim ki ben.
yetmez mi?

29 Mayıs 2012 Salı

herkesin bir "en"i vardır. işte bu da benim enim. neden paylaşıyorum bilmem. özellikle paylaşmam tindersticksi kimseyle, ama bugün o kadar çok dinledim ki (sabahlarım da bununla)
kelimelerim küflüyse, sesimde hafif bir "mına koduk dünyanın" tınısı varsa, yürüyüşüm sanki buralarda değilmişim gibiyse, bakışlarım melül ve boşluk doluysa, hep bundan ötürü.( oha lan kendimi mi gözlemlemişim ben, ya da olmak istediğim kişiyimi söyledim bilemedim) (şive yapınca felsefiliğin ortadan kalktığını sanırım burada söylemiştim evveli)

sevelim, paylaşmayalım bu gecenin özeli olsun.
kıyamadım bu gecenin listesinin hepsini ekledim.








20 Mayıs 2012 Pazar

geçen yıl "sanatkampında" zorla keşfettirilen güzide parça. her güne bununla başlamak, kahvaltıyı bununla yapmak, akşamı bununla kapatmak...
miss gibi, dupduru...

15 Mayıs 2012 Salı

hayatı(mı)n listelerinden bir bukle, ta kendisi

düşüncelerimden kaçmam gerektiğinde -ki bu genellikle fakültede odamdayken oluyor- sığındığım/ tutunduğum bir kaç şey var, biri üstüste son ses müzik dinlemek oluyor. hayatıma ancak bu şekilde devam edebiliyorum... gerçekten sevişiyorum resmen bu listeyle şimdi düşündüm de..

bugünün mönüsü
bunun 11 dk süren aslını dinlemek lazım, ilk kez dinleyecek olan onu bulup dinlesin. ben hareketli kismını koyuyorum









23 Ocak 2012 Pazartesi

yenilenmek maziyle sağlanır bazen

bazı şarkıların zibilyon tane caverı vardır, bunlardan bir ikisi hoşuna gider insanın. ama bazı bazı öyle şarkılar gelir ki coverlayan bok gibi de söylese şarkı alır götürür.. örnek: "house of the rising sun"

şimdi öyle bir şarkı paylaşıyorum işte.. böyle nasıl desem her biri hoş, her biri güzel demiş abilerimizin ablalarımızın.
böyle aç ve uyuyana kadar hepsini dinle o derece hoşlaştım ben. sakin duru..
aslen taslaklarda bekliyordu camera obscura - i love how you love me
fakat birden çok sevdiğim amanda palmerında bir konserde bunu söylediğini gördüm. o zaman onu paylaşayım dedim ama sonra malum şarkıyı okuyan her abiyi/ ablayı liste ekledim ve sanırım güzel de ettim..

o list için tıkla

27 Kasım 2011 Pazar

çağrıya icabet etmek.

yollar çağırırsa durmam, durmadım da hiç
yollar çağırıyor, planlar yapıyorum yine aşılmaz planlar, birsürü nasılları bünyesinde barındıran planlar..
bünyem yenileniyor hissediyorum, uzun zaman oldu hedefimi kaybedeli, hatırlar oldum şu ara..
nasıl tutabilirim ki kendimi, neden tutayım ki..
ter kokusu beni bekliyor..ten kokusu
ne zamandır yollardaydım, ama istediği yollar değildiler..
istediğim/ bilinçli seçilmiş yollar var şimdi...
gittim ben..


18 Temmuz 2011 Pazartesi

farklı bir şey benim istediğim.

"hadi transa girelim" parçam. bu gece kendime çalışasım var. sevdiğim/ seveceğim şeyler yığını yaptım masama. muz, bira, şarap, fındık, süt, kuru incir, sek kahve, 4-5 kitap(soren kierkegaarddan tut, jung, birhan keskin, cemal süreya ve hatta malinowskiye kadar)

bu şarkıyı da loopa aldım.

ve kalemime mürekkep doldurup farklı bir şeyler yazmayı deniyorum. bakalım neler çıkacak.



radiohead - lotus flower from doseindie on Vimeo.

16 Nisan 2011 Cumartesi

yol öncesi/ yaşamak için yaz.

dün biletimi ayırttım. günü geldi yolların. sabah hazırlıklarımı yaptım. kameram, ses kayıt cihazım, bir torba dolu pil, batarya, kalem ve her zaman yanımda taşıdığım kraft defterim. 

her zaman ihtiyacın olacağını düşündüğünden daha az giysi al demişti bir dost. özellikle de çantanda giysi taşımamaya çalış. giyeceklerin üstünde olsun. öyle yapıyorum her yolculuğumda, teşekkür ediyorum buradan kendisine.

son gidişimde ipodu da götürdüm. anladım ki dünyadan soyutlanmak dünyalı şeyleri bırakmakla ya da onlara küsüp arkanı dönmekle olmuyor. içiçeyken de onlarla arama mesafe koyabiliyorum.

bu arada sigarayı bırakalı 45 gün oldu. sanırım 1 ay oldu ama ben ilk haftadan beri soranlara 45 gündür içmiyorum diyorum. daha bi hoşuma gidiyor 45 gündür içmemiş olmak..

planlarım işlemeye başladı. hayatla ilgili planlarım da bir bir rayına oturuyor. aslında artık önemli de değiller..

yazmanın hazzını yaşar oldum.

yazmak için yaşamıyorum/ yaşamak için yazıyorum.

19 Mart 2011 Cumartesi

biraz değiştim

Biraz değiştim, 
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar…

Değiştim…
Unutamadığım sözlerinin arasında sıkışıyorum, 
Bir yanım kendimi kolluyor bir yanım seni
Ben benimle savaşıyorum,
Seninle değil…

Sonucu kılıcı kuşananından belli olan bir savaşın,
ne kazanabileni ne de kaybedeniyim…
Sorun değil…

Elbet Alışırım…
Biraz alıştım.
Her şey kadar, her kez kadar, sen kadar…

Alıştım!
Varlığını istemediğim tüm eksik yanları
Ve çokluğunu da, yokluğunu da istemediğim
iki arada bir derede duyguya alışıyorum…
Bir yanım bırak diyor bir yanıma
Kesin değil! Henüz tanıştık…
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar…

Tanıdığımı sandığım bana daha yakınım artık
Duvarlara anlatırken öğrendiklerim kendi hakkımda
Ve aynalarda ağlarken gördüklerim kendi tarafımda
Bir yanım memnun oldum diyor,
bir yanım tanıyamadım daha
Samimi değil…
Bir hayli kırıldım…
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar…

Canıma batan her halin felç gibi indi bedenime
Gözlerimden tut da ciğerlerime kadar kırgınım…
Aslında ne sana, ne olanlara…
Kendime kırgınım!..
Maziye hiç değil, âna kırgınım
Anlatamadığım, anlayamadığım masalların bana yaptıklarına
Dinlediğim şarkılarda bana seni anımsatan şarkıcılara 
Beni anladığın kelimelerin bana her şeyi anlatıyor gibi geliyor oluşuna
Bir hayli kırgınım…
Beni ben kırdım oysa…
İyi değilim. 
Galiba yoruldum…
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar…

Kalbime, kalbimi kanıtlamaktan
Ve kanıtladığıma kendimi inandırmaktan
Ve dahası kocaman bir sahada tek başına koşmaktan yoruldum
Aslında ne pişmanım ne de pes ediyorum!..
Sadece beni kaybettikçe seni kaybediyorum.
Şu kalp denen, beni bana sorgulatıyor artık
Ki Seni sorgulamamasını nasıl beklerim?!..

Toprağa bakan yanım senden zate ayrı
Sana bakan yanımsa toprakla aynı
Hıh! Ne yaparsan yap, gördüğünün seni görmesini bekleyemezsin!

Gözlerim yorgun…
Dudaklarım, dudaklarım hissiz…
Dokunulmadan geçen yıllar bana ağır…
Sarılmadan geçip giden uğurlamaların, kavuşmaları hep beklentisiz
Söyleyemediklerini söylesende şimdi
Sesine aşina yanım, onca sessizlikten sonra artık sağır!
İsteyerek değil… 
Çok çalıştım

Paylaştığımız hayatımızda bıraktığın onca üstü kapalı git izine
Beni yerle bir eden kendince açık olan her tepkiye
Ve bence bana tanımadığım bir adamı göstermene rağmen
Daha öncede gitmiştim…
Çok çalıştım…
Paylaştığımız hayatımızda bıraktığın onca üstü kapalı git izine
Beni yerle bir eden kendince açık olan her tepkine
Ve bende bana tanımadığım bir adamı göstermene rağmen
Gitmek için, bitmek için, sana huzur vermek için 
Çok çalıştım…

Daha öncede gitmiştim…
Kendi isteğimle…
Anladım ki daha önce sevmemiştim!

Çok çalıştım inan
Değişen yanımın aslında hep aynı olduğunu göstermeye
Her defasında daha da tozlanan canımı kırmadan korumaya
Ve alışmaya kendime…
Bu göz gözü görmez dumanlı halime
Çok alışmaya çalıştım hem de…

Tanıştım seninle doğan yanımla da, ölen yanımla da
Birini yaşattım! Yaşatıyorum da hala
Ama diğerinin ölmesine engel olamıyorum da

Yorulmak, dinlenmekten geçmiyor
An be an çöküyor, insanın içindeki güç
Işığı sönüyor…
Beyaza dönüyor rengi git gide
Hissizleşiyor…

Ne yormak istedim Seni,
Ne de yormak kendimi
Çok çalıştım 
Gitmeye de kalmaya da…
İkisi de aynı acı, ikisi de rezil
Daha önce de gitmiştim
Ama böyle kalarak değil
Böyle kalarak değil


Can YÜCEL


24 Şubat 2011 Perşembe

iyi ruhlara bir ses, bir görüntü.

karar verdim, senden istiyorum ya da sen olmak istiyorum.. çizgini hiç bozmadın ruhu güzel insan. 









 

6 Ocak 2011 Perşembe

Once


Çok mutlu etti beni bu film. Tam olmuş... seviyorken gidiyor gibi yaşıyorken kayıp...



5 Eylül 2010 Pazar

bir başka gece bu gece


Süründürme
Bu acıyı uzaklastırıyor
Fakat senin kalmanı saglamıyor
Bu kırıklarımızı düzeltmek ıcın bır yol
Zorlamayla ya da yalanla olacak sey degil..

Yatır beni;yalanlar gercek oluncaya kadar
Süründürmek için yatır beni

Senin gülüşün beni benden alan
Burda bir cift olsak
Inanılmaz bır zarafetle
Senın yanında olmanın hakkını verecegım

Yatır beni;yalanlar gercek oluncaya kadar
Süründürmek için yatır beni

Yatır beni;yalanlar gercek oluncaya kadar
Süründürmek için yatır beni

Yabancıların yanına gidip yuzunu kaybetme
Ve nefes almayı unutma
Ayrılmadan önce hakkını ver

Yatır beni;yalanlar gercek oluncaya kadar
Süründürmek için yatır beni
Yatır beni;yalanlar gercek oluncaya kadar
Süründürmek için yatır beni

3 Eylül 2010 Cuma

çatışmam

İnce bir tını

Yağmurlu bir ses var

Sızlıyor kelimeler

Boğazımda bir düğüm

Yanımda sen olsan yeter

Hıçkırıklara bulanıyor birazdan

Sonra yaşlar serpiliyor

Dört yıl önce yazdığım

Şiirlerin üzerine..