17 Mayıs 2012 Perşembe

kadın gece gibi sarıyordu.
gece, aydınlık gibi uzanıyordu üstüne erkeğin

16 Mayıs 2012 Çarşamba

gece uyumalık, uyutmalık

ruhum içimden çekilir gibi oluyorum. rahatlatıcı bir çekiliş bu, karamsar değil. hafiflediğimi hissediyorum, bedenden kurtulduğumu enerji olduğumu/ dönüştüğümü, döndüğümü.
şimdi bir hikaye anlatayım:
bir gün bir kılıç ustası şehrin en güzel fakat en zalim/ hissis hayat kadınına gitmeye karar vermiş. kadın o güne kadar kimseyi sevmemiş. usta da o güne kadar ilk kez birini -hem de onu sevmeyeceğini bile bile- sevmiş.
hayat kadınıyla birlikte olmaya gittiği gün kadın onu öldürüp tüm parasını almak için 3 kılıç cambazını odada bekletmiş. adam odaya girdiğinde kadın karşısındaymış fakat kadın bu 3 kişiyi altetmeden kendisiyle birlikte olmayacağını söylemiş. çetin bir mücadele ve şiddetli kılıç darbeleriyle parçalanan vücuduna rağmen öldürmüş usta diğer 3 cambazı. fakat garip bir durum varmış, kılıç ustasının vücudunda derin yaralar olmasına rağmen yaralar kanamıyormuş. bunu gören kadın  gerçekten aşık olmuş ustanın gücüne ve "erkekliğine". ve ilk kez biriyle isteyerek birlikte olacağını belirterek sarılmış ustaya. aşk ve arzuyla. birlikte yatağa uzanmışlar. kadının tenine değen ustanın yaraları kanamaya başlamış ve usta 5 dk içinde tüm yaralarından akan oluk oluk kanlar sebebiyle ölmüş.
                                          son!

geçen gün bahsettiğim sabahlamalık şarkı..



15 Mayıs 2012 Salı

hayatı(mı)n listelerinden bir bukle, ta kendisi

düşüncelerimden kaçmam gerektiğinde -ki bu genellikle fakültede odamdayken oluyor- sığındığım/ tutunduğum bir kaç şey var, biri üstüste son ses müzik dinlemek oluyor. hayatıma ancak bu şekilde devam edebiliyorum... gerçekten sevişiyorum resmen bu listeyle şimdi düşündüm de..

bugünün mönüsü
bunun 11 dk süren aslını dinlemek lazım, ilk kez dinleyecek olan onu bulup dinlesin. ben hareketli kismını koyuyorum









14 Mayıs 2012 Pazartesi

bu gece bu şarkıyla uyuya kalmak..

sindirene kadar bu dinlenir şimdi...

elimde çok hoş bi tane daha var, yarın da onunla sabahlayalım.

12 Mayıs 2012 Cumartesi

yarabandı

beynim akmak üzere, çok uzun zamandır, hatırlayamadığım kadar uzun zamandır mutsuzum.. gerçek bir mutsuzlukla hem de, geçici mutlulukların yarabandı olamadığı varoluşsal bir mutsuzluk..
sadece paylaşıma girebileyim istedim, birçok kişiyle denedim, yapamadım. yapamadılar.
okuduğum kitabın  "biz de buyuz işte" olan bir satırını yollama heyecanımı çoktan kaybetmiş olsam da, okuduğum kitaba aldığım derkenarları yazarken aklıma gelen bir insan olsun isteğiyle nefesim kesilene kadar hem birlikte, hem yalnız oldum.
çok imrenilen bir noktadayım arkadaşlarım arasında, ilk gençlik yıllarımda çok imrendiğim yerlerdeyim, insanlarlayım, özgürlükteyim.. istediğim herşeyi yapabileceğimin hissiyatını yaşarken bile var olan bu ölü bedenini taşıyamaz oldum.. her anın, tanıştığım/ tanışmadığım her kişinin parodisini yapmak, bir tiyatroya çevirmek hayatı, özgürlüğü yaşayabilme adına nefes bile alamayacak kadar tutsak olmak şeylere/ şahıslara/ şehirlere...

okuyamamak, sevememek, (aslında şu ara birilerinin beni takip ediyor olduğunu belirtmesi tebessüme gark etti beni ismi joy kendi joy), sevilememek, durumlar durumlar.

dokunsan varolacağım, dokun!


10 Mayıs 2012 Perşembe

beni öp
sonra doğur beni  C.Süreya

9 Mayıs 2012 Çarşamba

gece gibi, örtü gibi, toprak gibi.
ölünün vücudundan çıkan son nefes
ağıt, isyan, küfür gibi.
gözyaşı, hıçkırık, sessizlik gibi
huzur gibi
bilmek gibi, bildirmek gibi.

bir var, bir yok gibi
giden, dönmeyen, dönemeyen
dönülemeyen gibi

sağır gibi, kör gibi, lâl gibi
ahkam gibi, kesmek gibi
kesilmek gibi
ölmek gibi.

suratlar/ suretler

ben böyle biri değilim.
bana böyle olduğumu söyleme..
öyle böyle konuşmalar yapalım varsın.
ama böyle günler gelmesin geri.



7 Mayıs 2012 Pazartesi

parmaklarım yandı, ama acımadı o gün kadar.


4 Mayıs 2012 Cuma

Joy

derkenar'ın bir müzik blogu olduğunu söyleyen Joy'a gelsin..