kokun var üstümde şimdi farkettim.
taksideyken de vardı
eve gece 4te vardığımda da
hiç azalmadı bilakis
hiç azalmadın bilakis
yüzün göz kapaklarımın içinde sanki,
her kapandığında sana açılıyor gözlerim
23 Ağustos 2011 Salı
beni bu denli yazma aşkıyla dolduran "ruhuma", selam ederim.. sen var ol olur mu? gitme, gidenler gitti kaldık biz bize. iyi de kaldık hani. gitme sen. gitmesen..
sana yazıyorum, seninle uyanıyorum.. uyanmasam yine seninleyim.
bir gözler değildi beni bu denli sersemleten,
1-2 saatlik gece konuşmamız değildi.
suskunlara oynamam ben,
suskunluklar bulur beni, iyi de bulur
çekerler zebanilerin yanına, kumar oynatırlar.
her defasında kumara canımı koyarım..
her defasında kumarda canımı kaybederim.
daha kaç beden, kaç ruhum kaldı bilmiyorum..
nuri bilir.
sana yazıyorum, seninle uyanıyorum.. uyanmasam yine seninleyim.
bir gözler değildi beni bu denli sersemleten,
1-2 saatlik gece konuşmamız değildi.
suskunlara oynamam ben,
suskunluklar bulur beni, iyi de bulur
çekerler zebanilerin yanına, kumar oynatırlar.
her defasında kumara canımı koyarım..
her defasında kumarda canımı kaybederim.
daha kaç beden, kaç ruhum kaldı bilmiyorum..
nuri bilir.
6 Ağustos 2011 Cumartesi
"gitmek bir kestirme ve kalkandı."
Ne kadar çok gidersen o kadar az kaybedersin yanılsaması mıydı ömrüm?
Ne kadar çok gidersen o kadar az kaybedersin yanılsaması mıydı ömrüm?
31 Temmuz 2011 Pazar
açık mektup
bu sabah yalnız uyandım, yanımda sen varken sensiz. ne kadar şiirsel/ romantik bir resim gibi görünüyor dışardan bakınca. 100lerce kez tekrarlanmış bır ayrılık resmi. sonra şarkı başlıyor.
şuan içerde uyuyorsun, yanındayım, sana sarılabilirim biliyorum. fakat o kadar uzağız ki. sarıldığım şey sen olamazsın artık. bu senin söylemin. doğru da.
ulan çok pis acıyor içim be!!
sokayım edebiyatına da, kelimelere de. var olma sebebim zırvalıklarına da..
zamanı geri alamayız değil bence geri alınabilir bişe zaman. tekrar yaşanılabilir güzel olan ne varsa. fakat söylediklerimiz... yazdıklarımızı geri alamayız. o yüzden yazıyorum. mühürlensin diye bu kopuş. evet bitsin. ansızın kafama sıkılsın.
bir gün geri dönme olmasın diye.. (ama dön!!)
sana hiç yalan söylemedim. kendime de..
yine yollar göründü.. tek tesellim yolculuk, yol..
şuan içerde uyuyorsun, yanındayım, sana sarılabilirim biliyorum. fakat o kadar uzağız ki. sarıldığım şey sen olamazsın artık. bu senin söylemin. doğru da.
ulan çok pis acıyor içim be!!
sokayım edebiyatına da, kelimelere de. var olma sebebim zırvalıklarına da..
zamanı geri alamayız değil bence geri alınabilir bişe zaman. tekrar yaşanılabilir güzel olan ne varsa. fakat söylediklerimiz... yazdıklarımızı geri alamayız. o yüzden yazıyorum. mühürlensin diye bu kopuş. evet bitsin. ansızın kafama sıkılsın.
bir gün geri dönme olmasın diye.. (ama dön!!)
sana hiç yalan söylemedim. kendime de..
yine yollar göründü.. tek tesellim yolculuk, yol..
21 Temmuz 2011 Perşembe
18 Temmuz 2011 Pazartesi
farklı bir şey benim istediğim.
"hadi transa girelim" parçam. bu gece kendime çalışasım var. sevdiğim/ seveceğim şeyler yığını yaptım masama. muz, bira, şarap, fındık, süt, kuru incir, sek kahve, 4-5 kitap(soren kierkegaarddan tut, jung, birhan keskin, cemal süreya ve hatta malinowskiye kadar)
bu şarkıyı da loopa aldım.
ve kalemime mürekkep doldurup farklı bir şeyler yazmayı deniyorum. bakalım neler çıkacak.
radiohead - lotus flower from doseindie on Vimeo.
bu şarkıyı da loopa aldım.
ve kalemime mürekkep doldurup farklı bir şeyler yazmayı deniyorum. bakalım neler çıkacak.
radiohead - lotus flower from doseindie on Vimeo.
14 Temmuz 2011 Perşembe
deşifrelerim arasından çıkan bir şeyler.
burada kaldıkça yazmak anlamsızlaşıyor. halbuki yaşadığım ve yazacağım o kadar çok şey var ki...
sanırım yaşamak ve yazmak arasındaki ayrım tam da bu noktada başlıyor, yaşamaya başladım, yazmayı bıraktım burada.
şimdi akşam güneş tam olarak battı, yemek hazırlanıyor. etrafta ağlayan ama kimsenin susturmak için birşey yapmadığı çocuklar var, fenerimi deve çobanı hasan tutuyor, okuma yazması yok yazdıklarıma boş bir sayfaya bakar gibi bakıyor. bana en yakın insan o burada. onu çok sevdiğimi ayrılmadan önce ona sarıldığımda söyleyecem(söyledim).
04.10.10
sanırım yaşamak ve yazmak arasındaki ayrım tam da bu noktada başlıyor, yaşamaya başladım, yazmayı bıraktım burada.
şimdi akşam güneş tam olarak battı, yemek hazırlanıyor. etrafta ağlayan ama kimsenin susturmak için birşey yapmadığı çocuklar var, fenerimi deve çobanı hasan tutuyor, okuma yazması yok yazdıklarıma boş bir sayfaya bakar gibi bakıyor. bana en yakın insan o burada. onu çok sevdiğimi ayrılmadan önce ona sarıldığımda söyleyecem(söyledim).
04.10.10
20 Haziran 2011 Pazartesi
selam eder, "ruhunu" öperim.
bir insan sizi çok seviyorsa size çok güzel şeyler verir. o kadar güzel şeyler var eder ki hayatınızda şaşıramazsınız bile.
öyle güzel bir dosta sahibim. ama şimdi onun ihtiyacı var. aslında yok. kimseye. ama bir şeyler üzücü durumda.
eskilerden bir şey armağan ediyorum sana. üzülme. suçlu yok. suç/ suçlu aramadığın zaman mutsuzluğunun giderek farklı bir duyguya dönüşeceğini göreceğiz.
AFP & Estradasphere : "Coin-Operated Boy" (Live From 608) from Amanda Palmer on Vimeo.
öyle güzel bir dosta sahibim. ama şimdi onun ihtiyacı var. aslında yok. kimseye. ama bir şeyler üzücü durumda.
eskilerden bir şey armağan ediyorum sana. üzülme. suçlu yok. suç/ suçlu aramadığın zaman mutsuzluğunun giderek farklı bir duyguya dönüşeceğini göreceğiz.
AFP & Estradasphere : "Coin-Operated Boy" (Live From 608) from Amanda Palmer on Vimeo.
18 Haziran 2011 Cumartesi
s*kimsonik olmayan sıradan bir gün!
-önce güzel bir yemek ye-dim!
-sonra kahve (uzun zamandır sigarasız) evet resimdeki. çok belli kahveyi içecem. almışım karıştırıyorum. kahve yaparken böyle bakarım.
-sonra eskilerden kalma sıcak bir yazıyı sandıktan çıkartıp buraya ko-dum. evet ko-dum!
-şimdi balkonda dem! (onu da sonra ko-rum) evet ko-rum!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)