bunu okursan iletişelim..
söyleyecek çok şeyim var. belki de hiç!
bilinçli bir giriş yaptım dedim sonunda bir hayata. ama bu sefer de bedel veremedim sanırım.
zamansızlık. olmadığım zamanlarda iletişmeye çalışmışsın.
yola düşmem gerekti.
bana yolladıklarına cevap vermek isterdim.
denk gelirsen bu yazıya, sana yazdım. hani yaz o zaman demiştin. çok mutluy(D)um!!
iyi kal.
dön geri....
12 Haziran 2011 Pazar
5 Haziran 2011 Pazar
geliyorlar bana bazı bazı
Mumford & Sons - 'Little lion man'
içimde karıncalanmalar var. uzun zamandır olmamış şey.
mızıka çalmaya başladım.
teniste de baya ilerledim. maçlara çıkabiliyorum.
tezim çok kötü durumda olmasa da istediğim seviyede değil.
okumalarıma hız verdim. yazmalarımda da kendisini hissettirir oluyor bu durum haliyle.
bu satırları yazarkenki resmim.
18 Mayıs 2011 Çarşamba
Tezer Molası
zaman zaman kendimi tüm insanlıktan daha güçlü duyuyorum, ama kendimi aynı anda çıplaklıklardan sıyrılmaya çalışan ağaçlar kadar da bırakılmış duyuyorum. Özellikle ben'in, ben'i bıraktığı anlarda....artık bundan böyle acıları mutluluk olarak nitelendirmeye karar veriyorum.
"çevreyi tanımlamak değil, duygularla yaşamak gerekir..."
her varoluş kendisiyle birlikte ölümü getirmiyor mu?
Niçin dünyaya geldiğini biliyor musun? anlatmalısın, anlatmalısın, ayrıca acıkmalısın, susamalısın... sonun korkunç sefil olmalı! bunu biliyor musun?
"dünya nasıl olması gerekiyorsa öyle. kendi kendini kurtaramayanı hiç kimse kurtaramaz."
...tüm yorgunlukların yarattığı aşırı dirilik...
her köşe, her cadde öyle dolu, öyle dolu, öyle dolu ve bu doluluk içinde öyle boş, öyle boş, öyle boş ki...
nereye gitmek istiyorum ki. nereye gidebilirim ki. sürekli gitmek istemek de, bir yerde, hiçbir yerde olmak istemek değil mi?
denizin dümdüz yüzeyi boyunca sonsuza dek böyle gidebileceği duygusuna kapıldı.
tek günah insanın kendi yaptığını kavrayamamasıdır.
oysa ben tüm yaşamı gökyüzü altında bir tatil olarak görüyorum..
her zaman yabancı insanlar bize dostlarımızdan daha çok sunan, veren kişiler. öyleyse yaşamımızı neden yalnız yabancılar arasında geçirmiyoruz.
16 Mayıs 2011 Pazartesi
bu gün de böyle geçsin!!
her gün duygu dalgalanmaları içinde hayatımıza devam ediyoruz. yeni ruhlar, renkler giriyor, eskiler çıkıyor bir yerlerden karşımızda beliriyor. olmayacak şeyler oluyor.
bugün sadece bu modda kalsam ne hoş olur. sonuna kadar, dibine kadar bu modda kalsam. yarın başka bişey olsa ama bugün bu mod.
aslında birilerine ihtiyaç duymuyorum. ve biliyorum ki bu değişmeyecek. birileri ben istemesem de hayatıma giriyor ve çıkıyor. ben her 2 durumda da aynıyım. giren çıkan nasıldır bilemem.
birilerinin hayatına 'biliçli' bir giriş yaptım mı diye düşündüm şimdi.
tüm bugünlerim anısına...
Angus & Julia Stone - "For You" - Café de la Danse (Paris / FRANCE) 08.05.10
bugün sadece bu modda kalsam ne hoş olur. sonuna kadar, dibine kadar bu modda kalsam. yarın başka bişey olsa ama bugün bu mod.
aslında birilerine ihtiyaç duymuyorum. ve biliyorum ki bu değişmeyecek. birileri ben istemesem de hayatıma giriyor ve çıkıyor. ben her 2 durumda da aynıyım. giren çıkan nasıldır bilemem.
birilerinin hayatına 'biliçli' bir giriş yaptım mı diye düşündüm şimdi.
tüm bugünlerim anısına...
Angus & Julia Stone - "For You" - Café de la Danse (Paris / FRANCE) 08.05.10
15 Mayıs 2011 Pazar
O an!
bazen durumlar yaratır insan. çoğu zaman durumlar içerisinde bulur kendisini. bu iki halde de bilinç var. farkındalık başladığı anda bilinç başlamıştır. bedel ne olursa olsun direksiyonu ele almak gerekir bu durumlarda ya da bilinçli bir şekilde direksiyonu ele almamak.
6 Mayıs 2011 Cuma
protesto karakterdir!
halihazırda üzerinde çalıştığım tezimle ilgili olduğundan bu yıl 6.sı düzenlenen Geleneksel Sarıkeçililer Göç Kervanı Şenliğine katılmak için düşmüştüm yola. 3 gece kalacak, bol fotoğraf çekip dönecektim.
gittim, yeni birsürü olay ve arkadaşım oldu. resimler oluştu kafamda, arındım mutlu oldum. fakat aslolan şenlikten sonraydı.
yanlış bulduğunu protesto etmek karakterdir der biri. protesto etmeyen öylece duran hiçbir şeydir ve hiçbir şey de bir anlam ifade etmeyen bir şeydir.
şenlikten sonra Pervin Ana, Kevser, Tuğba, İlkyaz ve yörüklerden karabela lakaplı Salim ile döşlü lakaplı Musa (Erciyes film atölyesi ekibi de bizimleydi)) yola koyulduk. yaklaşık 30 km yürüdük gün boyunca. nereye mi? mersinden Ankaraya. hem de deve eşliğinde yürüyerek... tüm türkiyeden kollar halinde yapılan Anadoluyu Vermeyeceğiz yürüyüşünden bahsediyorum. bizimki antakyadan da arkadaşların katıldığı akdeniz koluydu.
ben 1 gün yürüdüm. benim yörüklerin yanına gitmem gerekiyordu. öyle de yaptım. 10 gündür yörüklerle yürüyordum ben de. yeni geldim. Anadoluyu vermeyeceğiz ekibi hala yolda. dün konuştum konyaya varmak üzereler...
23 Nisan 2011 Cumartesi
gelemedim
bu seriyi devam ettirecem ama yazamıyorum. sadece geldim. 3 gün oldu. yarın geri gidiyorum. bu sefer çok (ne kadar belli değil) kalmaya gidiyorum. çok yürümeye/ çok gitmeye/ çok bulmaya, kalmaya, durmaya gidiyorum.
aslında şuan yazmıyorum. bu sadece not. yazacak çok yazı birikti. ama şimdi değil.
ben giderken bu burada kalsın!!
aslında şuan yazmıyorum. bu sadece not. yazacak çok yazı birikti. ama şimdi değil.
ben giderken bu burada kalsın!!
16 Nisan 2011 Cumartesi
yol öncesi/ yaşamak için yaz.
dün biletimi ayırttım. günü geldi yolların. sabah hazırlıklarımı yaptım. kameram, ses kayıt cihazım, bir torba dolu pil, batarya, kalem ve her zaman yanımda taşıdığım kraft defterim.
her zaman ihtiyacın olacağını düşündüğünden daha az giysi al demişti bir dost. özellikle de çantanda giysi taşımamaya çalış. giyeceklerin üstünde olsun. öyle yapıyorum her yolculuğumda, teşekkür ediyorum buradan kendisine.
son gidişimde ipodu da götürdüm. anladım ki dünyadan soyutlanmak dünyalı şeyleri bırakmakla ya da onlara küsüp arkanı dönmekle olmuyor. içiçeyken de onlarla arama mesafe koyabiliyorum.
bu arada sigarayı bırakalı 45 gün oldu. sanırım 1 ay oldu ama ben ilk haftadan beri soranlara 45 gündür içmiyorum diyorum. daha bi hoşuma gidiyor 45 gündür içmemiş olmak..
planlarım işlemeye başladı. hayatla ilgili planlarım da bir bir rayına oturuyor. aslında artık önemli de değiller..
yazmanın hazzını yaşar oldum.
yazmak için yaşamıyorum/ yaşamak için yazıyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
