31 Aralık 2011 Cumartesi

en sevgili sevgilimden..

ne diyebilirim ki,
"tüm ilkelerim çiğnenebilir, yaptığım onca plan bir anda suya düşebilir"miş, bana bunu öğrettin, iyi de öğrettin hani..
çok şey öğreniyorum, bazı şeyler var böyle kolay kolay öğrenilemez türden, onlardan öğrettin bana...
susmayı mesela, susabilmeyi.. her boku herkese anlatmamayı, denemelere başladım, -ki zaten anlatan biri değilim, ve fakat bilinçli olarak anlatmaz oldum artık-
severim ki ben seni, bir ömür daha severim,
nerelere gideriz, ne yaparız bilinmez, bildiğim şey aklımda kalan sensin,
bu işte en saf hali.(m).iz..
öpcük.

26 Aralık 2011 Pazartesi

ankara yolcusu kalmasın.

bu çığırtma normalde mutluluk ünlemidir. ama benim için değildi ne yazık kı uzun zamandır. şimdilerde "eh işte yuvarlanıyoruz" halim keyfim yerinde çok şükür!" nevinden söylemlerle aynı şeyleri ifade ediyor ankara. bunda yılbaşında orada olacak olmamın etkisi yadsınamaz boyutta. vücudumdakı sıvı kütlesinden daha çok içecem bu yılbaşında, kendime ve karaciğerime peşinen söyledim geçen gece bunu, 5-10 enginar, 3-5 kara havuç, bir kaç da bezelyeyle tavladım karaciğerimi..

nerede sabaharım bilmiyorum, nerelere giderim gece boyu hiç bir fikrim yok. fikrim yok demişken bir fikir geldi aklıma gecenin bir kısmını "fikrim"de geçirecem. bak bir yer belli oldu. sonrası iyilik sağlık...

yanımda kimler olucak belli değil, dün evlenme teklifinde bulundum kabul edilmedim. özünde "olmaz" manasında bir cevap aldım. buradan sevgiler yolluyorum kendisine biliyorum bunu okuyacak :)) tencere kapak gibiyız ama o tefal, ben korkmaz. uyuşmadı tencere kapak bu sefer. olsun..



neyse bu yazıdan hayır gelmez başından belliydi, ben yılbaşı gecemi tamamlayacak şarkılarla yalnız bırakayım bahtsız bedevileri

çok severiz..



sırf bu adam yüzünden suzan diye bir kız arıyorum, ismi suzan olan birini bulduğum anda.....






25 Aralık 2011 Pazar

olur ya..

buraya uğrar da bunu görürsen iletişelim.

18 Aralık 2011 Pazar

maziden bir el atıver hele!

bu geceye özel arka arkaya dinlenilesi bir şeyler. denk geldi öyle, denk gelirse güzel olurmuş zaten rivayet.

besin maddemi maziden alıyorum, buna artık eminim. geleceğe atabildiğim her adım mazinin desteğine bağlı. bu  durumu ayaklarımızla açıklayabilirim. ilerlemek için attığımız her adım, biraz önce attığımız adımın desteğine-itiş güçüne- bağlı. yoksa değil mi?
kaç gündür rüyada ziyarete gelen eski(meyen) sevgili, bu gece de gel.

gece yarısı by hüseyin aksoy on Grooveshark

13 Aralık 2011 Salı

yıktın sineyi eyledin viran

şöyle ağza sıçırtmalık bir şey dinlemeyeli olmuş baya, hayır da üstad sen ne ettin be şimdi gece gece..

ne demiş bir zübük bu konuda "yıktın perdeyi eyledin viran"
ben de sana diyorum ki -yıktın sineyi eyledin viran-

9 Aralık 2011 Cuma

zamanın eli

http://gazilihoca.fizy.com/p/müslümlü yazı

zamanın eli mi değdi? bana- sana- bize. nilüfer bunun sebebi miydi?

adını sen koy, ben bilmiyorum. ben sadece özlerim seni, seninleyken bile. sevgi mi nefret mi? adını sen koy.

hangimiz sevmedik ki çılgınlar gibi, herkesin acısı sevgisi kadar mıdır? güzel- çirkin farketmez mi gerçekten. farketmemesi için ruhumuzda deli gibi bir sevgi mi olmalı?

ben senden vazgeçmem bunu bilesin. ölsem vazgeçmem hem de.

ben tutamıyorum zamanı , yatağım daralıyor, kararıyor geceler. boğazıma gömüp bütün söyleyeceklerimi susasım var. bu serseri kalbim ve ben zamanı tutamıyoruz. gülen yüzüne kurban oluruz bir gelsen. aşık olmadan gel, kalbi kaybetme gel, gel, gel...

sen sigara dumanımın altında bir kibritle hem de hiç yanmadan yok olma.

30 Kasım 2011 Çarşamba

ah ki ne ah
sahipsizlik, kimsesizlik içinde bir ömür, müziklerle yıllanmış, filmlerle harmanlanmış, her satırı yollara yazılmış bir hayat yaşamak...
çok severim bu hallerimi ben, tek başınalık, müthiş zevklidir...
yalnız bir durum var ki ben bu anlarımda hep bir şeyler okur- yazarım, sağlam müzikler dinlerim son seste..
fena içerim bu hallerimde ben.. aldım yine içiyorum 3-5  bira, kendimle sevişiyorum resmen, işten geleli 2 saat oldu 2 saattir içiyorum, sabahtan beri tez yazıyorum, ne tezmiş be arkadaş benimkiside yaz yaz btmedi... siktiğimin şehrinde kayıplarda olmak, ölsem haberimi 3 günden önce kimsenin alamaması ne büyük zevk...
çok keyfliyim
çok keyifliyim
bugün var yarın yokuz diyor mfö
benimkisi o hesap sanırım...

hadi bana sor, ne bildiğimi sor
içim neymiş birlikte bakalım
ne haltlar karıştırdım bunca zaman, nedir ne değildir bu olanlar sorgulamadan bakalım mı?
birlikte susalım mı?
susabilir misin benimle birlikte, susalım nolur çok muhtacım,
kelime kullanmadan konuşalım, müzikler konuşsun, başka her şey konuşuyor duyuyorum ben,
varsın biz konuşmayalım...
eksik kalalım mı bu hayatta kelimelerden, birlikte.
nerdesin,
nerdeyim....


Kings Of Convenience - Know How Ft. Feist ile val3rie-live

27 Kasım 2011 Pazar

öze dönmek lazım bazen, öz ne sorgulamak lazım...
şu sıralar içten içe kürtçe üzerine yönelmekteyim nedendir bilinmez. ben bilemedim sebebini, sanırım izmirde katıldıgım 8. milletlerarası halk kültürünün bunda payı büyük. ben de sunum yaptım Yörüklerin geleneksel hayvancılığı ve bu hayvancılık üzerinde geliştirilmiş olan asırların verdiği birikimle nasıl bir inanç yapısı olduğu falan filan. güzel geçti her şey. uzun zamandır aklımda bu konuda bir şeyler yazmak.

kürtçe bilmeyen bir kürt olarak(en azından olması gereken seviyede) acıdır içimde bu durum. ailem hiç kürtçe konuşmadı benimle ve kardeşimle. 11 kardeşli bir ailenin ben 10 kardeşim 11. çocuğu. biz anne babamızın 2. baharının çocuklarıyız. bu sebeple mi diye çocukken düşünürdüm. ahmet kaya dinlemenin yasak olduğu, kürt demenin ayıplandığı ( götünden element uydurma bakışlarına maruz kaldığı) bir dönemdi çocukluğum.

suç ya da suçlu yok biliyorum. çok da söylemek anlamsız en azından şimdi. çünkü ben de kardeşim de ana diline sahip olamadı bir kere. giden gitti..

çocukluğumda düğünler olurdu, kürtçe şarkıların söylendiği düğünler. evlerde gizli saklı sandıkların arasında kürtçe kasetler olurdu. ablamlar ev işleri yaparken dinlerdi. o zamanlardan kalma melodilerle dolu kafam..

hatırlıyorum yerden bitme biriydim çocukken ve 1 kaç kürt oyunu öğrenmiştim. cida ve şemamme bunlardan 2si. çok da güzel oynardım. düğünlerin aranan adamıydım kendimce. üzerime paralar yağardı, şimdilerde görgüsüzlükle suçlanılan burma altınlar takılırdı geline.

ne değişti de 10 yıldır aklıma bile gelmeyen kürtlüğümü hatırladım. ne değişti de içimde uçsuz bir özlem doğdu kimliğimde yazmasına rağmen hayatımda 3 kez gittiğim mardinsedim.

çok içliyken yazmazdım ben, çok içliyim.. içimde çok şey var bir anda çıkmaya çabalayan..

kayıp bir hayata sahibim gibi hissettim ben hep, kimliksiz. ait olmayan. (mutsuz değilim bu durumdan, hiç de olmadım)..
kendimi her fırsatta yollara atmamın sebebi bu bence.. evet evet bu...
belki biryerlerde kendimi bulurum sevdası benimki. hiç olmamış, hiç büyüyememiş kimlik sevdası sanırım.
insan olmam yetiyor, yetecek de hayatım boyunca, asıl çabalamam düşsel evrimimi tamamlamam biliyorum. ama bir an geliyor ve ıslak bir çukura giriyorum.

bunlar hep kulağımda kalanlar, içimde bir yara..


ciwan haco - gula sor


hivron - bilura dıle mın
ciwan haco - hey dilbere
ciwan haco - ax u eman
aynur doğan- keçe kurdan
şiwan perwer/ ilkay akkaya-desmal
aynur- ahmedo

çağrıya icabet etmek.

yollar çağırırsa durmam, durmadım da hiç
yollar çağırıyor, planlar yapıyorum yine aşılmaz planlar, birsürü nasılları bünyesinde barındıran planlar..
bünyem yenileniyor hissediyorum, uzun zaman oldu hedefimi kaybedeli, hatırlar oldum şu ara..
nasıl tutabilirim ki kendimi, neden tutayım ki..
ter kokusu beni bekliyor..ten kokusu
ne zamandır yollardaydım, ama istediği yollar değildiler..
istediğim/ bilinçli seçilmiş yollar var şimdi...
gittim ben..


26 Kasım 2011 Cumartesi

gözyaşlarımızı bitti mi sandın.
ağlayalım mı birlikte?
birlikte ağlamayalı ne kadar zaman oldu?